Bilinçli Teknoloji Kullanımı

İnsanoğlu ilk çağdan günümüze dek gelişim odaklı olmuş ve her dönemde ihtiyaçlarını karşılayacak bir üretim yoluna gitmiştir. Yazının icadı, tekerleğin buluşu, bir lamba, bir çakmak her ürün bir insan tasarımıdır. Her biri günlük hayatı kolaylaştırmak, pratikleştirmek için tasarlanmıştır. Gelişen çağa ayak uydurmak amacıyla bilim insanları, tasarladıkları ürünlerde yenilikçi olmaya, üretmeye ve kolaylaştırmaya çalışırken ‘daha iyi ne olabilir?’ ‘nasıl hızlanabiliriz?’ gibi sorulara yanıt aramışlardır. Gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün erişim sağlananların sayısı artmakta, her gün zamana karşı yatırım yapılmaktadır. Kıtalar arasında iletişim kurmak tek bir tuşla gerçekleştiği gibi çok basit olan bir kapı açma eylemi dahi ‘kapıyı aç’ ifadesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu sürece yön veren insan olduğu gibi en çok etkilenen de yine insanlar olmuştur. Örneğin; bir insan aynı anda belirli bir konuda yüzlerce yazılmış makaleye erişebilir, Dünya’nın bir ucundaki müzeyi çevrimiçi gezebilir, istediği bir dili video içerikleriyle dinleyerek, konuşarak öğrenebilir. E-ticaret yoluyla markete gitmeden alışveriş yapabilir, uygulama yoluyla banka işlemlerini halledebilir vb. birçok ihtiyacını kolay bir şekilde karşılayabilir ancak her getirisi olan şeyin mutlak surette götürdükleri de aşikârdır. Teknolojilerin risklerinden bahsedilecek olursa telefonlara indirilen uygulamaların erişim izni isteyerek kişisel bilgileri kendi haznelerine eklemeleridir. Rehberden, fotoğraflara, kimlik bilgilerinden, mikrofona kadar tüm veriler tek bir tuşla yazılımcının kullanımına müsaade edilmektedir. En korkuncu ise kimlik bilgilerine erişebilmeleridir çünkü bu bilgileri kullanarak kişi adına işlem yapılabilir. Sonucu rahatsız edici durumlarla karşılaşılabilir.

 

Yetişkinler kadar çocuklar ve ergenler de günümüz koşullarını değerlendirdiğimizde en fazla etkilenen yaş grubudur. Uzun süre ekran başında vakit geçiren çocukların dil gelişimleri diğer akranlarına göre daha geç ve zor olmaktadır. Yine uzun süre bilgisayar başında oturan çocukların omurga gelişimi daha bozuk bir seyir göstermektedir. Çocuklar sadece fiziken değil sosyal anlamda da olumsuz etkilenmektedir. İletişimsel kopukluk, konuşmayı başlatmak ve sürdürmekte zorlanma, sosyal ortamlardan kaçma veya kaçınma buna eşlik eden sosyal fobi, kaygı bozuklukları örnek olarak gösterilebilir.

Bunun gibi durumla karşılaşmamak adına aileler;
• Çocuklarına zihinsel anlamda olgunluğa eriştikleri zaman diliminde telefon almalı.

• Ebeveyn olarak telefon, tablet, bilgisayar vb. aletlerin kullanımını düzenli bir şekilde kontrol etmeli.

• Ekran başında uzun süre kalmanın sağlık açısından zararlarını çocuklarına uygun bir dille anlatmalı.

• Çocukların teknolojik aletlerde geçirdiği süreye mutlaka bir sınırlama getirmeli. Kuralları belirlerken ebeveyn olduklarını unutmamalı, demokratik bir ortam oluşturarak, çocuklarının da kurallarda fikrini almalı.

• İzledikleri, okudukları içeriklerin rahatsız edici olmamasına, yaş seviyesine uygun olmasına dikkat etmeli.

• Takip ettiği web site, uygulama ve sosyal medya hesaplarının güvenilir olduğundan emin olmalı.

• Sosyal medya hesaplarında takipçilerinin yabancı veya robot hesap olmadığından eminolmalı.

• Hesabının herkese açık değil gizli olmasını sağlamalı.

• Hesap bilgilerini gözden geçirmeli, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi yöntemler uygulayarak hesabını güvene almalı.

• Şifrelerini basit olmayacak şekilde düzenlemeli, güvenli ve gizli bir yere kaydetmeli.

• Kişisel bilgilerin erişimine izin vermeden önce uygulamanın güvenirliğini araştırmalı, yorumları okumalı.

• Bağımlı olup olmadığından emin olmalı, gerekli olduğunu düşünüyorsa mutlaka bir uzmandan destek almalıdır.

En önemlisi teknolojik aletlerin kullanımında çocuklarına rol model olmalıdır. Çünkü çocuklar ailelerin konuşmalarını, davranışlarını doğru kabul eder ve örnek alırlar. Aileler mutlaka paylaştığı içeriklere dikkat etmeli, uzun süre telefonla ilgilenmemeli, evde sürekli markaları, içerikleri gündem maddesi haline getirip çocuğun ilgisini telefona, bilgisayara vb. teknolojik aletlere çekmemelidir.

 

Aile içi iletişimi kuvvetli olan ailelerin çocukları duygusal zekâsı yüksek olmakta bu çocuklar özel hayatta da iş hayatında da başarılı olmaktadır. Bu nedenle aileler çocuklarıyla konuşmalı, hobi oyunları oynama, kitap okuma, tiyatroya gitme, beraber yemek yapma, yürüyüşe çıkma vb. çocukların sosyal gelişimlerini destekleyecek ortak etkinlikler planlamalı ve uygulamalı, onların bu gibi ortamlara katılımını sağlamalıdır. Gün içerisinde neler yaptıklarını öğrenmek adına anlatmalarını sağlamalı ve teşvik etmelidir. ‘Günün nasıl geçti?’ ‘Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?’ konuşmayı başlatmak adına uygun cümlelerdir. Hayatımızı kolaylaştırmak isterken başka problemlere yön vererek zorlaştırmamalı, teknolojiyi dozunda kullanmalıyız.