Ebeveyn - Çocuk İlişkilerinde İletişim

İnsan sürekli değişen ve gelişen bir canlıdır.  Bu değişimler beraberinde yeni durumlara uyum sağlayabilme ve bu yeni durumlarla başa çıkabilme gereksinimi doğurur. Bir birey için değişimlerin en yoğun şekilde gerçekleştiği dönemlerden biri elbette ki Ergenlik Dönemi’dir. Genellikle Ortaokul ve Lise yıllarını kapsayan bu dönemde öğrenciler; bilişsel, fiziksel ve kişisel-sosyal alanlarda kendilerinde gerçekleşen değişimler ile baş etmek durumunda kalır. Bu noktada ebeveynleri ve öğretmenleri olarak bizlerin en temel gayesi de öğrencilerimizin bu çalkantılı dönemi sağlıklı bir şekilde atlatmaları ve gelecekte başarılı bir kimlik oluşturmuş yetişkinler olmaları için onlara destek olmaktır.  Ancak bu ani değişiklikler sonucunda ebeveynlerin çocukları hakkındaki beklentileri ve gerçekler ciddi bir farklılık gösterebilir hatta bu durum aile bireyleri arasında çatışmalara neden olabilir. Bu değişimlere uyum sağlamakta zorlanan bir de üstüne yeterli desteği de göremeyen çocukta öfke patlamaları, içe kapanma (ya da aileden duygusal olarak uzaklaşma), karamsarlık, kötü alışkanlıklar edinme gibi olumsuz sonuçlar doğabilir. Bu olumsuz sonuçlardan kaçınmak için anahtarımız doğru iletişim kurmaktır.

Peki çocuklarımızla nasıl doğru iletişim kurarız?

Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle bilmemiz gereken şey iletişimin sadece konuşma olarak algılanmaması gerektiği. Günlük hayatta kurduğumuz iletişimin çoğunluğunu sözel olmayan iletişimle yani beden dilimiz ve ses tonumuz ile kurarız. Çocuğumuz konuşurken; gözlerinin içine bakmak, vücudumuzu ona dönmek, onu dinlediğimizi ve dikkatimizin onda olduğunu gösterecek ipuçları vermek (baş sallamak, mimikleri kullanmak vb.) gibi hiçbir şey söylemeden yalnızca beden dilimizi kullandığımız bir iletişim ile onu ve söylediği şeyleri önemsediğimiz mesajını iletebiliriz.

Yine sözel olmayan bir iletişim yolu olan ses tonumuz da çocuğumuzla olan iletişimimizi önemli derecede etkileyen bir unsurdur. Öyle ki ses tonumuz, özellikle çatışma durumlarında iletişimi engelleyen hatta tamamen durduran bir hale bürünebilir. Bu sebeple ses yükseltmek yerine önemli yerleri vurgulayarak mesajı iletmek çocuğumuzla olan iletişimimizde daha etkili bir yöntem olacaktır.

Sözel olmayan iletişimin yanı sıra sözlü iletişim de ilişkilerimizin dinamiğini belirleyen önemli bir unsurdur. Kendimizi çocuğumuza en doğru şekilde ifade edebilmemiz için sözlü iletişimi gerektiği şekilde kullanmalı ve olumsuz, suçlayıcı ifadelerden olabildiğince kaçınıp çocuğumuzla sağlıklı iletişim kurabilmek için çalışmalıyız.

O halde iletişimi engelleyen durumlar ile sağlıklı iletişim kurmak için vereceğimiz ipuçlarını ele alalım:

Pozitif (Sağlıklı) İletişimi Engelleyen durumlar;

  • Uygun Olmayan Beden Dili

Sözel olmayan iletişimin en önemli unsuru daha öncede bahsettiğimiz gibi beden dilidir. Göz temasından kaçınmak, ilgisiz görünmek, olumsuz jest ve mimikler çocuğumuzda değersizlik, önemsenmeme gibi olumsuz duygular oluşturabilir. Bunun sonucunda ise kendine dair sağlıksız inançlar geliştirebilir. (Sıkıcıyım, önemsenmiyorum, sevilmiyorum gibi)

  • Yüksek ya da Düşük Ses Tonu
  • Emir Kipi ile Konuşmak

Çocuğumuzla konuşurken onun kişiliğine ve düşüncelerine saygı duyduğumuzun mesajını vermemiz iletişimde oldukça önemlidir. Her ne kadar onların anne babası (ya da biz öğretmenleri) olsak da ilişkimizi bir ast üst ilişkisinden sıyırıp karşılıklı sevgi ve saygının hakim olduğu bir ilişki haline getirebilmemiz için onunla konuşurken kullandığımız ifadelere dikkat etmeliyiz aksi takdirde iletişimde emir kiplerinin yoğun bir şekilde kullanılması çocuğun özsaygısını zedeleyebilir ve içine kapanması gibi durumlara yol açabilir.

  • Sen Dili Kullanmak

Sen dili dediğimiz şey karşımızdaki kişiyi yargılayıcı, suçlayıcı, öz saygı zedeleyici ve savunmaya iten bir dildir. “Hiç ders çalışmıyorsun!”, “Beni hiç dinlemiyorsun!”, “Çok inatçısın!” gibi cümleler sen dili için örnek verilebilir. Çocuklarımızla konuşurken bu tarz cümleler kullanmak vermek istediğimiz mesajı eksik ve yanlış olarak iletmemize neden olmaktadır. Çocuklarımızla konuşurken bu tarz cümleler kurmaktan kaçınıp, sağlıklı iletişim için gerekli olan “Ben Dili”ni kullanmamız gerekmektedir.

  • Tehdit Etme : Korku, boyun eğme, inatlaşma ya da isyankarlığa sebep olabilir
  • Öğüt Verme : Kendi sorunlarını çözmede aciz hissettirebilir
  • Ahlak Dersi Verme: Savunmaya geçirebilir, suçlu hissettirebilir

Pozitif (Sağlıklı) İletişimi Sağlayan Durumlar;

  • Etkin Dinleme

Çocuğumuzla iletişim kurarken etkin bir dinleyici olmalıyız. Başta da bahsettiğimiz uygun beden dilini kullanmak etkin dinleme için iyi bir örnek oluşturabilir. Bunun yanı sıra çocuğa uygun geri bildirimler vermek, onu konuşmaya teşvik edecek basit kelimeler kullanmak (evet, hı-hı, vb.)

  • Ben Dili

Ben dili, yaşanılan bir olay ya da durum sonucunda karşımızdaki kişiye duygu ve düşüncelerimizi doğru şekilde ifade etmektir. Ben Dilini kullanırken iletmek istediğimiz mesajı karşı taraf odaklı kurmak yerine kendi duygu ve düşüncelerimizi merkeze alarak ifade ederiz. Bu, iletişimin pozitif ve yanlış anlaşılmalara izin vermeyecek şekilde olmasını sağlar. Sen Dili’nden farklı olarak Ben Dili öz saygı geliştirici, empatik ve yapıcı bir dildir. Ben Dili’ni kullanırken dikkat etmemiz gerek şeyler:

  • Vereceğimiz mesajın genelleme içermemesi, yalnızca o anda yapılan ve bizi rahatsız eden eylemi tanımlaması,
  • Suçlama, yargılama ve değerlendirme içermemesi,
  • Davranış, herkes tarafından aynı şekilde gözlenebilen, (görülen) şekilde ifade edilmelidir

“Eve geç geldiğinde endişeleniyorum”

“Bana verdiğin sözü tutmadığın zaman beni önemsemediğini düşünüyorum, bu da beni üzüyor.”

 

Aile içindeki çatışmaların birçoğunun altında yatan temel sebep iletişim eksikliğidir. Bu nedenle sağlıklı iletişim kurarak çatışmaları azaltıp, ev içinde olumlu bir atmosfer oluşturmak hem çocuğumuza hem de kendimize iyi gelecektir. Çocuğumuzu anlamaya çalışmak ve onun da bizi anlaması için Ben Dili kullanarak kendimizi ifade etmek aile içi çatışmaların giderilmesinde, çocuğumuzla olan iletişimimizin kuvvetlenmesinde ve çocuğumuzun ergenlik dönemini başarıyla atlatmasında çok yardımcı olacaktır.

 

Ayça Kılıç

DATA Koleji Bağlıca Kampüsü Psikolojik Danışmanı ve Rehber Öğretmeni